29 Ağustos 2010 Pazar

Arkadaşım Şeytan (1988)


Türk Sinemasının harcanmış filmlerinden biri daha...

Film, seslendirme yapan, aynı zamanda da barlarda şarkı söyleyen bir sanatçının hikayesini anlatıyor. Tam da tanrıya isyan etmişken bir gün karşısına garip bir adam çıkar. Filmdeki kare Şeytanla ilk karşılaşmanın gerçekleştiği yerden, Galatasaray Meydanını, Meşrutiyet Caddesine bağlayan Hazzopulo Geçidinden. Buraları iyi bilenler resimdeki kareden mekanın yumurta taşlarını ve kapısını hemen tanıyacaklardır. Burada bir film çekmek kimin aklına gelirdi ki. Çok sevdiğim bu geçitte bir film çekilmiş olmasına ziyadesiyle memnun oldum. 


Filmdeki bu epizot tam 13 dakika(!) sürüyor. Neredeyse filmin %10'u diyebilirim. Ama öyle bir bölüm ki; bir an bile sıkılmayacaksınız. 


Filmin ilginç anlarından biri? Böylesine bir filmde, böylesine bir siyasi eleştiri. Şeytana ruhunu satanlar arasında kimler varmış kimler! Bu filmi Turgut Özal izlemiş midir? İzlemişse ne düşünmüştür. İzlemişse Semra'cım tak bir film de neşelenelim demiş midir. Bu film için demeyeceği kesin:)


Filmde, şeytanla ilgili tüm atasözlerini kullanılmış maşallah. Atasözleri sündürülmüş. İşte böyle bir anda yakadığım kare. Kurşun dökmek? Şeytan kulağına kurşun dökmek deyimini oturup düşünmüş senaristler. Ben de diyorum ki; şeytanın kulağına ateş etmektir. Bazı müphem şeylere bu kadar düz bakmak garip geliyor insana. İster istemez...


Her zaman olduğu gibi filmle ilgili tüm taşlarımızı son bölümde döküyoruz...

Bu film için; Türk Sinemasının en ilginç işlerinden biri desek; herhalde yanlış olmaz. Film komedi, müzikal, dram gibi öğeleri bir potada eritiyor. Müzikal kısmı genel olarak çok başarılı. Özellikle; 13 dakikalık 'şeytanla tanışma' kısmı ve son sekanstaki '3 kafadarın isyan şarkısı'; dillere pelesenk olacak cinsten. Bunun haricindeki şarkılar da iyi ama bunlar bir başka. Filmin bir yerinde aria gibi bir şey vardı. Gerekliliği tartışılır.

Filmde tüm erkeklerin muzdarip olduğu bir konuya da değiniliyor. Kadınları anlayamamak? Bir erkek olarak buna katılıyorum:) Orası başka mevzu. İyi de kadınlara sorsan bunu; onlar da erkekleri anlayamıyor:) Ne bekliyorduk ki? Bu yüzden bu kısımdaki bazı bölümleri son derece maskülen buluyorum. Kadınlar izleyip, bu kısımda biraz söylenmişlerdir. Ee onları bu filmde, uzaylılar gibi gösteren erkeklere şükran gösterilerinde bulunacak değillerdi ya:)

Atıf Yılmaz ve senarist Ümit Ünal'ın muhteşem bir iş çıkardığı; Yeşilçam'ın bu gizli hazinesine, umarım bir gün gereken değer verilir...


2 yorum:

Cüneyt Karakuş dedi ki...

Vallahi bravo! Her izlediğimde keyif aldığım ama çoğu kişinin varlığından bile haberi olmayan bu ve diğer filmler hakkında paylaştıklarınız çok hoşuma gitti. Den Brysomme Mannen sayesinde bloğunuzla tanışmış oldum. Başarılı yazılar için teşekkürler...

Glasscow dedi ki...

teşekkürler. ilginç filmlerle devam edicem. tabi iş hayatından fırsat bulabilirsem:)